Bugun...



Prof. Şükran Köse: Herkesin bir gün HIV Olma Riski Var...

1 Aralık Dünya AIDS Korunma ve Farkındalık Günü sebebiyle AIDS ile ilgili bilinmesi gerekenleri ben sordum. Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği Şefi Sevgili arkadaşım Prof. Dr.Şükran Köse cevapladı.

facebook-paylas
Tarih: 02-12-2018 12:30

Prof. Şükran Köse: Herkesin bir gün HIV Olma Riski Var...

 

Şükran Hanım, hastanedeki göreviniz yanında dernek başkanlığınız da var. BUHASTER Derneğinizle ilgili sorularımı sona saklıyorum.Öncelikle öğrenmemiz gereken HIV/AIDS nedir? Hastalığın Dünyada ve Türkiye’deki seyri ne durumda?

HIV, insan bağışıklık yetmezliği virüsüdür. AIDS ise sonradan edinilmiş bağışıklık yetmezliği sendromudur. HIV ve AIDS kesinlikle bir birinden ayrı iki olgudur. HIV, insanın bağışıklık sistemini etkileyen bir retro* virüstür. Yani, bağışıklık sistemini zayıflatarak vücudun direncini farklı enfeksiyonlara karşı güçsüz hale getirir.

Bir kişi HIV ile enfekte olmuşsa bu kişiye HIV pozitif (sero pozitif) ya da kronik HIV taşıyıcısı denir.HIV ile enfekte olmak kesinlikle AIDS olmak anlamına gelmez. HIV’in, AIDS’e neden olabilen bir virüs olduğu doğrudur. Ancak HIV pozitif bir kişinin tedavi ve ilaç kullanımı sürecinde hekiminin önerilerine uyması onun AIDS evresine hiç ulaşmadan sağlıklı bir birey olarak yaşamını sürdürmesini sağlar. Böylece HIV kronik bir süreç izler. AIDS evresindeki bir kişi ise uygun ve etkili baskılayıcı tedavi yöntemiyle taşıyıcılığa gerileyebilir. AIDS, sonradan edinilmiş bağışıklık yetmezliği sendromudur. Sonradan edinilen ifadesi, hastalığın irsî olmadığı anlamına gelir. Bağışıklık Sistemi Yetersizliği ifadesi, vücudun bağışıklık sisteminin çökmesi anlamına gelir.Yani vücudun başta bulaşıcı hastalıklar/enfeksiyonlar olmak üzere diğer birçok hastalıklağa karşı temel savunma ve direncini düşürür. Sendrom kelimesi ise başka hastalıkla(rla) bağlantısı olabilecek çeşitli enfeksiyon türlerinin yarattığı klinik durumu ifade eder. Kişi, uygun, etkili ve virüsü baskılayıcı tedavi almadığı durumda HIV ilerleyen süreçte AIDS’e neden olabilir. Bunun için HIV pozitif bir kişinin gecikmeden uygun, etkili ve virüsü baskılayıcı tedaviye erişimi büyük önem taşır.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünyada HIV ile yaşayan birey sayısı 36 milyona ulaştı. Dünya genelinde HIV pozitiflerin sayısı azalırken, Doğu Avrupa ve Orta Asya’da artıyor. Türkiye ise Ukrayna, Moldovya ve Rusya ile birlikte hasta sayısı artan ülkeler arasında ve ilk sırada yer alıyor.

 

Toplum tarafından dışlanma, damgalanma, işini, ailesini kaybetme korkusu nedeniyle insanlar seslerini çıkaramıyor ve hatta test yaptırmaktan korkuyorlar. Bu konuda hasta hakları yani gizlilik gibi konular nelerdir?

HIV ile yaşamak, günümüz tıbbı ile bilinçli kişi için hayatı yaşamayı engellemeyen bir durum haline geldi. Günümüzde ise hala HIV pozitif kişinin hayatı yaşamasını virüs değil bizler yani toplum engelliyoruz. Bilmediğimiz şeyden korkuyoruz ve korktuğumuzu dışlıyoruz. Oysa riskler hepimiz için var ve her birimiz bir gün HIV'e sahip olabiliriz; tıpkı başka hastalıklara sahip olabilme ihtimalimiz gibi,

Bir de damgalanma korkusu olduğundan fazla algılanıyor olabilir. Sonuçta yapılan bu testler hasta onayı alındıktan sonra yapılan bir testtir. Hastanın rızası olmadan yapılamaz. Dolayısıyla ilk etapta hastanın onayı alınır. Bakılan yerde mutlaka hekimin ve kurumun hasta gizliliğine önem göstermesi gerekir. Yasal olarak böyle bir önlem alınması tavsiye edilmektedir.

Burada kayıt bilgilerinin açık olması damgalanma kuşkusu doğurmaktadır ama bunun bir yasal koruma altında olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle kişilerin endişe taşımaması gerekir.

 

Sizin bir farkındalık etkinliğinizde öğrenmiştim. HIV; birlikte yemek yiyerek ya da sosyalleşerek bulaşmaz. Komşunuzun HIV+ olması komşuluk yapmanıza engel olmaz. HIV/AIDS nasıl bulaşır? Hangi durumlarda korkmalıyız ve tedavisi hakkında neler söylersiniz?

 

HIV korunmasız cinsel ilişki, enjektör-iğne paylaşımı, Gebelik, doğum yada emzirme sürecinde anneden bebeğe bulaşır, uyuşturucu kullanımı, dövme ya da piercing için kullanılan enjektör/iğnenin paylaşılması, mesleki maruz kalma (Örn: tıbbi personelin, iğne ya da bisturi kullanımı sırasında maruz kalabilecekleri kesik ya da batmalar),

Nasıl bulaşmaz nelerden korkmamamız gerekir konusuna gelecek olursak ,

Aile yaşantısı, toplumsal yaşam ile BULAŞMAZ!

El sıkışma, kucaklaşma, cilt teması ile BULAŞMAZ!-

Sosyal öpüşme ile BULAŞMAZ!

Yemek ve içki, tabak, kaşık, bardak ile BULAŞMAZ!

Yüzme havuzu ile BULAŞMAZ! 

Banyo, tuvalet ile BULAŞMAZ!

Giysi ve çamaşır ile BULAŞMAZ!

Böcek ve sinek sokmaları ile BULAŞMAZ!

HIV günlük yaşamda aynı odada bulunmaklaBULAŞMAZ!

Aynı havayı solumakla BULAŞMAZ!

 

Bir yazıda okumuştum bu hastalık daha çok kadınlar etkileniyormuş. Doğruluk payı nedir?

HIV/AIDS hastalığı tanımlandığı ilk yıllarda kadınlarla erkeklerin oranı %8 iken, %18-20'lere, son yıllarda ise %45-50'lere yükselmiş durumdadır. Kadınlar aleyhine bir durum ortaya çıkmıştır. Aralık 2007 yılı verilerine göre, çoğu ülkede erkek kadın oranı eşitlenmiş durumdadır ve araştırmacılar bu eşitlenme trendinin geriye dönemiyeceğini tahmin etmektedirler. Afrika'da ise kadın erkek oranı, kadınlar %80, erkekler %20 olarak tersine dönmüştür. Sonuçta kadınların daha fazla HIV enfekte olmaları, HIV enfekte bebek doğurma oranlarını artırmaktadır.

 

2 yıl önce gönüllü olarak zevkle yer aldığım BUHASDER'in (Bulaşıcı Hastalıkları Önleme Derneği) farkındalık etkinliğinde yurdum insanının ne kadar önyargılı olduğunu bir kez daha görmüş oldum. Broşür vermeye çalıştıklarımızdan bazılarından tepki gördük, bazıları öcü gibi kafasını bile kaldırmadan geçip gittiler. Yaklaşırsak bize de bulaşır gibisinden. Bu etkinliği kimler düzenlemiş, amaçları nedir diye ilgilenen çok az insan oldu. Sanıyorum bizi haklarını arayan aidsli birkaç hasta sandılar:) Ben o hastaların neler çektiğini yaşamış oldum. Türkiye de öteki olmak gerçekten çok zor. Öteki olacağına öl daha iyi.

Benim birebir yaşadıklarımdan yola çıkarak şöyle sormak istiyorum. Bu hastalıkla mücadelede eğitimi nereye koyabiliriz? Yanlış bilgiler, tabular, insanların önyargıları ve bilinmeyenler nedeniyle bu hastalık diğer hastalıklardan farklı konumda. Bu farklılık sebebiyle hastalığın psikososyal durumunu merak ediyorum. Bu konuda neler yapılıyor?

 

Hayatın her zaman pozitif yönlerini görebilmek, anlamlı bir yaşam sürdürmenin koşuludur. Ayrıca pozitif çıkarımlara negatif deneyimler sebep olmaktadır. Çünkü güçlüklerle mücadele sürecinde birey daha güçlü olmayı öğrenmekte ve daha zengin deneyim kazanmaktadır.

Bir HIV/AIDS hastasının yaşamındaki pozitif noktalar şöyle sıralanmaktadır; Bireyin sınırlılıklarını kabul etmeyi öğrenmesi, gücünü keşfetmeyi ve amacını hedeflerini netleştirebilme becerisini kazanması, günün o anını, yaşamının o gününü yaşamayı öğrenmesi, şimdi ve burada yaşamındaki güzel şeyler üzerinde odaklaşmayı öğrenmesi, aile, arkadaş, sevgili, tanıdık hatta hiç tanımadıkları kişilerin desteğini alma deneyimi kazanmaları gibi. Ancak izole yaşamlarıyla hastalar genellikle eskiyle bağlantılarını koparmış durumdadırlar. Güçlendirme yaklaşımının temel işlevi ise yukarıda değinilen müdahale odakları çerçevesinde zayıflayan ve yeniden oluşturulması gereken tüm bağlantıların kurulmasına yöneliktir.

 

 

Bize sizin Başkanı olduğunuz BUHASDER;i (Bulaşıcı Hastalıkları Önleme Derneği) anlatır mısınız? Hangi alanlarda çalışıyorsunuz? Etkinlikleriniz nelerdir ve kapınız herkese açık m?

Bulaşıcı Hastalıkları Önleme Derneği 29 /08/2008 tarihinde, Toplumun bulaşıcı hastalıklardan korunması için eğitici, önleyici, koruyucu ve tedavi edici çalışmalar yapmak amacı ile kurulmuştur. Bulaşıcı hastalığa yakalanmış veya risk oluşturan kişilere ve gruplara tıbbi bakım, sosyal ve psikolojik destek sağlanması, yardımlarda bulunulması amacıyla kurulmuştur. Bulaşıcı hastalıklarla baş etmenin  en temel koşulu toplumda  bilgi ve farkındalık düzeyini artırmaktır. Bilindiği üzere bulaşıcı hastalıklar her geçen gün artarak toplumsal bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bulaşıcı hastalıklardan çok basit önlemlerle  korunmak mümkün iken,  bu önlemlere dikkat edilmediği ve önlemler alınmadığı için hastalığa yakalanmış insan sayısı her geçen gün artmakta, sorun büyümektedir. Ölümcül hastalıklar başta olmak üzere bir çok bulaşıcı hastalık nedeni ile yurttaşımız sağlığını kaybetmekte.Bulaşıcı Hastalıkları Önleme Derneği olarak çıktığımız yol çok uzun bir yoldur. Bu yol kentlerden, köylere, mezralara, Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar durmadan yürüyeceğimiz bir yoldur. Bulaşıcı hastalıklardan kimsenin ölmemesi, çok kıymetli varlıklarımız olan bebek ve çocuklarımızın kaybedilmemesi en önemli amaçlarımızdan biridir.  Bizim hedefimiz; yapacağımız konferanslar, seminerler, yüzyüze görüşmeler, vereceğimiz eğitimlerle, bilgisizliklerin giderilmesi “bilgi toplumu olma yolunda” emin adımlar atarak hep birlikte zorlukları aşmaktır.Yapmış olduğumuz ve devam eden etkinliklerimiz ise  TÜBİTAK, İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Konak Beledıyesi ile ilköğretim okullarına yönelik "ellerimizi yıkayalım, sağlığımızı koruyalım projesi” yapıldı. 2) İlköğretim okullarında tiyatro eşliğinde hijyen eğitimleri verildi. 3)Kadınlar, lise ve üniversite öğrencilerine yönelik belediyeler ve çeşitli sivil toplum kuruluşları ile ortaklaşa düzenlenen bulaşıcı hastalıklar ve korunmaya yönelik eğitimler yapıldı. 4)Bilimsel çalışma olarak 7 Sempozyum ve 1 kongre olmak üzere iki yılda bir Tepecik Enfeksiyon Günleri düzenlendi. 5)Kız çocuklarına karşılıksız eğitim bursu verilmektedir. 6)Bilimsel içerikli kitaplar yazıldı(transplant enfeksiyonları, yoğun bakım ünitesinde enfeksiyonlar, yaşlılarda antibiyotik kullanımı,yaşlılardainfeksiyon, bilimsel çalış, vatan ve sıhhat, sıtma). 7)Çalıştay (İzmir, Gaziantep), konferans (çok sayıda), toplantılar( İzmir, Çanakkkale, Kıbrıs, Varşova, Sn Petersburg)kurslar (3 kez biyoistatistik, kongre ve sempozyumlarda HIV, Fibroscan, Kateter infeksiyonları ve Bakımı, İmmunoloji) düzenlendi. 8) TRT radyoda uzman hekimlerimiz tarafından halkı bilinçlendirecek söyleşiler yapıldı. 9)Önemli günlerde çeşitli mekanlarda halkı hijyen ve bulaşıcı hastalıklar konusunda (HIV, domuz gribi, KKKA vb) bilgilendirici broşürler dağıtıldı. 10)HIV/AIDS test ve danışmanlık merkezinde hizmet verilmekte ve her yıl 1 Aralık Dünya HIV/AIDS gününde bilgilendirici broşürler ve kondom dağıtımı yapılmaktadır. 14) Toplumun bulaşıcı hastalıklar yönünden taranmasına yönelik köylere kasabalara gidilerek toplum sağlığı taramaları yapıldı, 15)Bilimsel projeler çeşitli ortaklarla (TÜBİTAK, VHSD, Ege Ü işbirliğiyle) yürütüldü. 16)Birleşmiş Milletler ile birlikte mülteci sağlığı projesi yürütüldü. 18)Türkiye'nin çeşitli illerinde temsilcilikler aracılığı ile eğitici faaliyetlerimiz devametmektedir (.Mardin, Bursa, Sakarya, Ankara,Samsun,Sivas,Erzincan,İstanbul, Mersin, Çanakkale illerinde). Çıktığımız bu yolda bize katkı ve destek sunanlara, güç katanlara şükranlarımı sunuyorum.

 

Sevgili dostum zaman ayırıp bizi bilgilendirdiğin için çok teşekkürler. Doğru bilgiyi öğrenmek hayat kurtarır diyoruz.

 

RÖPORTAJ: HACER AYDIN







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Röportaj Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


GÜNLÜK BURÇ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI