Bugun...


Hacer Aydın / Gezgin - Fotoğrafçı

facebook-paylas
Sokak Müzisyenleri...
Tarih: 06-06-2019 10:05:00 Güncelleme: 06-06-2019 10:11:00


Neşet Baba,  “Nerde bir türkü söyleyen görürsen korkma yanına otur. Çünkü kötü insanların türküleri yoktur..!” demiş. Ben de öyle yapıp senelerdir önünde geçip gittiğim saz çalan bir müzisyenin yanına oturdum. Sonra da iki genç müzisyenle sohbet ettim...

 

Hayatımız hep hızlı,  hep koşuyoruz. İşte bazen böyle koştururken kulağımıza güzel müzik tınısı gelir. Bazen metroda,  bazen vapurda ya da kalabalık bir sokakta duyarız aynı tınıları. Kimi zaman yüreğimizde kelebekler uçurur,  kimi zaman usulca ağlatır. Bize bu duyguları yaşatan insanları aslında pek fark etmeyiz. Önlerinden öylece geçip gideriz eğer canımız isterse birkaç kuruşu önlerine bırakırız. Sokak müzisyenlerinden bahsettiğimi anlamışsınızdır. Bir çoğu öğrenci olan bu kardeşlerimiz masraflarına katkı olsun diye yaz kış bizi mutlu ederler. Diğer her şey gibi eğitiminde korkunç pahalı olduğu ülkemizde bu çocuklara dayanışma adına daha empatiyle bakmalıyız.

 

Neşet Baba,  “Nerde bir türkü söyleyen görürsen korkma yanına otur. Çünkü kötü insanların türküleri yoktur..!” demiş. Ben de öyle yapıp senelerdir önünde geçip gittiğim saz çalan bir müzisyenin yanına oturdum. Mecnun, söylediği türküler gibi çok dertli.

 

 

“İsmim Mecnun, abla vallaha ben öyle konuşmasını falan bilemem beceremem. Herkese selamlar olsun önce. Kırşehir’den gelmeyiz, Kırşehirliyiz. Mesleğimiz müzisyenlik burada müzik yapıyoruz ve paramı öyle kazanıyorum. Davul zurna çalıyoruz, org çalıyoruz, saz çalıyoruz. Düğünlerde çalıyoruz. Bu iş böyle burada, yazın memlekete düğünlere gidiyoruz. Kışında böyle burada takılıyoruz evde oturmuyoruz.

 

Mesleğimiz  yani sonradan öğrenme değil, babadan gelme meslek. Bu hayat şartlarında yaşamaya çalışıyoruz, zor durumlarımız zor. Üç tane çocuğum okuyor. Zor gönderiyorum okula. Birisi dışardan okuyor, bir diğeri liseye yeni başladı, sonuncu olan ise lise son sınıfta. Valla bazen öyle oluyor ki dolmuş parası bulup okula gönderemiyoruz. Öğretmenlerinin haberi var, Allah onlardan razı olsun yardımcı olmaya çalışıyorlar bize. Hayat şartları belli. Ev kira, yaş 50, bazen kirayı bile veremiyoruz. Öyle ki elektriğimiz suyumuz kimseye bir zararımız olmaz. Kendi kendimize yetmeye çalışıyoruz. Tek sorunumuz para yani.

 

Vallahi herkesin tek sorunu para artık.

Biz biraz daha fazlayız. Ne ev var, ne bark bizim diğerlerinden yaşamımız biraz daha fazla zorlu.

 

Ben buradan geçerken  görüyorum sizi. Sokak müzisyenlerini gerçekten çok seviyorum. Çünkü o an insanı mutlu ediyor. Daha doğrusu sokak sanatını seviyorum.  Sizi de  insanlar zevkle dinliyor görüyorum. Peki hayatınızı kolaylaştıracak kadar para kazanıyor musunuz?

Bazen normal oluyor, bazen hiç olmuyor. Gerçekten nasip işi. Bazen atıyorlar, bazen atmıyorlar. Ne diyebilirim ki verenden de vermeyenden de Allah razı olsun. Burada Kıbrıs Şehitleri Caddesinde bağlamacı bir ben varım. 20 senedir buraya takılıyorum, buaradkiler tanır beni. Büyük abilerimiz, komutanlarım bile bana izin veriyor. Sen buranın demirbaşı olmuşsun diyorlar. Tanıyorlar para atıyorlar…  Onu da götürüp çoluk çocuğumuzla paylaşıyoruz.

Herkes bir şekilde hayatını kazanmaya çalışıyor. Ablacığım durumum olsa ben gelmem yani buralara. İşte 2-3 ay düğünde çalışıyoruz, yetmiyor. O para öyle geldiği gibi gidiyor. Bu yaştan sonra, 50 yaşından sonra kim alır beni işe. 20 yaşındaki çocuk iş arıyor bulamıyor, iş yok abla. Ben hep düğünlerde çalıştım, çocukluktan beri.

Sosyal güvencemiz de yok. Bir yeşil kartımız var yani, bir o var şükür. Bir tek bana değil, garibanların hepsine yapmışlar. Allah razı olsun devletimizden, en azından o var, o da olmasa temelli batağız yani. Böyle işte abla ne bileyim.

 

Genelde Neşet Ertaş türküleri söylüyorsunuz?

Neşet Ertaş söylüyoruz, Mahzuni Şerif söylüyoruz. Aşık Veysel gibi büyük ozanlarımız var işte onlardan söylemeye çalışıyoruz abla. Aşık Veysel bütün hocaların hocası. Büyük ozanlarımızın baş gidenleri ise; O, Dadaloğlu, Pir Sultan Abdal, Yunus Emre, Köroğlu, Kaygusuz Abdal ablam bir sürü yani,  Muharrem Ertaş, Neşet Baba.

 

Çocuklar oğlan mı kız mı?

Üç oğlan üç kızım var altı çocuk. Kızlar okuyor işte, oğlanlar okumadı. Oğlanlar müzik yapıyor, org darbuka falan çalıyorlar. Davul zurna da çalıyorlar. Doğrusunu söyleyeyim okumak istemediler.

 

Aferin kızlara okusunlar kendi ayakları üstünde dursunlar.

Seviyorlar okuyorlar, iyiler ve dersleri de çok iyi. Her zaman teşekkür takdir getiriyorlar. Yani hele o ortaokulda hep takdir aldılar. Yanlarında başarı belgeleri var. İnan abla yalan söylemiyorum.

 

BAYRAM GELMİŞ BENİM NEYİME…

Eşim biraz rahatsız abla, devlet tarafından %87 raporlu. Böbreğinin tekini aldılar, kitle buldular. On sene falan oluyor. Engelli maaşı alıyor, şekeri var, tansiyonu var, astım var, sinir hastalığı var. Var da var işte. Diğer böbreğinden de ameliyat olacak. Para işte abla başka bir şey değil bu. Kira vere vere bıktım artık. Ben ne yapayım işte geliyorum burada çalıyorum. Ordan burdan söylediler yardım edeceğiz sana diye, hep yalan çıktı.

Abla ben elimden geldiği gibi konuştum, ben iki lafı bir araya getiremem bu kadar işte. Bayram gelmiş benim neyime… Saygılar ablacığım.

 

ONLAR BİZİM ÇOCUKLARIMIZ…

Biraz ilerleyince bu sefer sevimli iki genç öğrenciyi biraz dinledim. Ahmet ve Hürkan.  Hayatı oldukça erken yaşta öğrenmek zorunda kalan bu arkadaşları dinleyelim şimdi de…

“Ege Üniversitesi Sanat Tarihi öğrencileriyiz. Müzik yapıyoruz sokakta, gelecek kaygısından mütevellit, çünkü artık herşey çok çok pahalı ve bir şekilde bir yandan çalışmamız gerekiyor. Şu anda var olan sistemde bir yerde iş bulup çalışmak çok çok zor.

Müzik yapmayı da çok seviyoruz. Sadece para kazanmak amaçlı değil elbette ama bir yandan da bir şekilde para kazanmamız gerekiyor. Bunu aynı zamanda hobimiz olan müzik yapmakla birleştirip sokağa çıkmak daha iyi gibi, daha uygun göründü gözümüze. O yüzden böyle zaman zaman sokakta müzik yapıyoruz. Bir şekilde döndürüyoruz.

 

Güzel yapıyorsunuz bence çünkü evet yani sizleri dinlemek mutlu ediyor en azından beni mutlu ediyor, herkesi de mutlu ettiğini görüyorum. Ama şunu özellikle belirtmek istiyorum. Böyle gelip geçerken parayı atar gibi koyma şeklinde değil de, biraz dinleyip teşekkür ederek emeğinizin karşılığını vermek daha güzel olmaz mı?

Tabii ki öyle zaten insanlardan da genel anlamda beklentimiz bu yönde oluyor. Biz kendi kaygılarımızla beraber müzik yapma telaşı içerisindeyiz, kendimize güzel gelen şeyi yapıyoruz. Mutlaka ki başka insanlara başka şekilde yansıyordur. Ama yani buraya işte küçük bir destekte bulunmak isteyen herkesinde zaten bu duyarlılıkla beraber gönlünden kopanı koymasını savunuyorum. Yani açıkçası biz şey (dilenci) değiliz, bazı insanların sokakta müzik yapan insanları dilenciye benzetmeleri hiç hoş değil. Biz yaptığımız müziği insanların beğenisine sunuyoruz. İnsanların beğenisine göre de para almak talebi içerisindeyiz. Müziğimizi beğenip teşekkür ederek katkı koyması bizi mutlu ediyor. Bizi dilenci yerine koyanlar  gerçekten çok üzüyor. Kendi adıma sokakta bu tarz işler yapan ve başka sanatsal uğraşlar içerisinde olan bütün insanlar adına da böyle düşünüyorum.

 

Kesinlikle aynı fikirdeyim. Yaz kış demeden bir emek harcıyorsunuz. Hatta kışın ben bir yerde görmüştüm. O gün inanılmaz bir soğuk vardı. Eldivenlerle bile insanların eli tutmazken müzik yapan genç bir arkadaş vardı. O soğukta herkes koşturuyordu yani insanların müzik duyacak hali yoktu. Ben çok etkilenmiştim daha sonra ve ertesi tekrar aynı yere gittim ama bulamadım. O kadar çok etkilenmiştim ki bu olaydan kendime çok ders çıkardım. Siz öğrencisiniz muhtemelen eviniz kira, kaç kişisiniz?

Ahmet: Ben buralı değilim, öğrenciyim ve ev arkadaşlarım var. Onlarla beraber yaşıyorum şimdi üç kişi olduk. Geçinebilmek için bende böyle bir alanda para kazanmaya çalışıyorum. Başka türlüsü olmuyor.

 

Ne kadar giderinizin olduğunu az çok tahmin edebiliyorum, o yüzden sormayacağım. Sadece buradan kazandığınız paranın giderinize katkısı oluyor mu?

Yani şimdi şöyle bir durum var. Bir zamanlar için evet, güzel para kazandığımız söz konusu oluyordu. Ama artık gelinen şu ekonomik durum içerisinde insanlar yani 50 kuruşunun, bir lirasının gerçekten nereye gittiğini çok çok önemsiyorlar. En azından ben böyle düşünüyorum. Bir yerden bir şey alırken artık 25 kuruş fazla vermemek için insanlar poşet almıyor. Böyle bir durumda düzgün bir şekilde sokakta müzik yapmak para kazanabilmek zorlaşmış oluyor.

 

Biz sizleri dinleyenler olarak 50 kuruş yada 1 lira önemli olmayabilir. Ama atalarımız ne demiş, damlaya damlaya göl olur. Az çok böyle damlarsa, sizlerin bir faturası, masrafı karşılanmış olur.

Evet o açıdan bakarsak en azından bir  faturamızı karşılamak ya da günlük giderlerimizi karşılamamız süper oluyor.

 

Öğrencisiniz, hayat size zor aslında hepimiz için çok zor. Genç bir insan olarak gelecekten beklentiniz nedir? Kaygılarınız nelerdir. İş bulmak konusuna girmiyorum bile.

İş bulma derin bir konu ama şu aralar öğrenci olduğumdan ve müzik yaptığım için 2 kaygım söz konusu. Bir tanesi yüksek lisansa hazırlanıyorum. Önümüzdeki aylarda bir sınava gireceğim. Bu alanda, özellikle akademik anlamda bir şeylerin düzelebileceği, düzelmiş olabileceği bir Türkiye!nin olabilmesini umut ediyorum. Kendi adıma da eğitim aldığım alanda bir başarı gösterebilmeyi umut ediyorum. Ve müzik yapabilmem için güzel bir ekipman alabilmeyi hayal ediyorum. Artık enstrüman alabilmek o kadar zor ki. Gitarlar teller… telimiz örneğin sokakta müzik yaptığımız için daha çabuk kopuyor. Bunlar artık diğer her şey gibi çok pahalı.

 

Hepimizin temennisi aynı, dilerim bir gün hayallerinize kavuşursunuz. Daha doğrusu bu dileğim hepimiz için geçerli. İyi bayramlar diliyorum.

Her şey umarım güzel olur. Bayram uzun zamandır bize uğramıyor.

 

Umarım bu yazı bazı şeyleri görmemizi ve daha duyarlı olmamızı sağlar. Sonuçta onlar hayatımızın renkleri. Sağlıcakla kalın…





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


GÜNLÜK BURÇ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI