Bugun...


Hacer Aydın / Gezgin - Fotoğrafçı

facebook-paylas
Taciz Her Yerde…
Tarih: 07-08-2020 08:01:00 Güncelleme: 07-08-2020 17:49:00


Son günlerde gündemden düşmeyen kelime. Nedir bu taciz, Türk Dil Kurumuna göre kelime anlamı;

Tedirgin etme, rahatsız etme. Rahatsızlık veren birçok kötü davranışı kapsar.

 

En çok karşılaşılan cinsel taciz ise TDK ya göre;

1. isim/ Ahlaksızca, ulu orta veya gizlice söz ve davranışlarla karşı cinse eziyet etme, tedirginlik ve sıkıntı verme.

2. isim/ Çalışma hayatında ekonomik güç, üst makam veya başka etkili bir göreve sahip olanların, genellikle karşı cinsi ahlak dışı birtakım tutum ve davranışlarla cinsel yönden sıkıntıya sokup rahatsız etmesi.

Çok geniş bir yelpazede incelersek iş damacanaya kadar varır. Biraz daraltarak biz kadınlar üzerinden ele almak istiyorum. Hiçbir kadın yoktur ki geçmişinde taciz travması olmasın. Hepimizin unutamadığımız kötü anılarımız var. Çocuk yaşta aileye söylenmeyen bakkal amcalar, abiler, akraba amcalar, dayılar gibi…

 

Hani Gezginsin Ya…

Kendi üzerimden bir örnek vermek istiyorum: Her limanda bir sevgili misali "Hani sen gezginsin ya............ o yüzden söyledim, diğer kadınlara benzettim..." Ne demek "diğer kadınlar". Böyle diyerek onları da aşağılamış olmuyor mu? Kendi adıma en sık duyduğum rahatsız edici cümleler.

 

Ben bisikletten çok korkarım örneğin. Bisikletin kendisinden değil, üstündeki iki ayaklıdan. Seneler önce kalabalık bir sokakta dalgın bir şekilde yürürken aniden bir eli bedenimde hissettim. Birden ne olduğumu anlayamadım ve kafamı kaldırdığımda bisikletin üstünde gülen bir yaratık gördüm. O an elimde bir silahım olsa kesinlikle o aşağılık adamı öldürürdüm. Gerçekten korkunç bir travma. Günlerce ağladığımı hatırlıyorum. Arkadaşlarıma anlattığımda “ama senin de eteğin çok kısaydı” dediler. Yorumsuzum…

Daha sonraki günlerde o yolda başka arkadaşlarım yine bisikletli birileri tarafından taciz edildi. Bu sapıklar için bisikletli olmak hızla kaçma avantajını sağlıyor. Hala yol kenarlarında yürürken tedirgin oluyorum. Bu arada tüm bisikletli arkadaşlarımdan özür diliyorum.

 

Durun deriz, yapmayın deriz, aramayın deriz, yazmayın deriz. Hep deriz ama sanki boşluğa söylemiş gibi oluruz. En sinir olduğum bir durum da toplu taşımada bacaklarını gere gere oturan sapıklar.

Eteğimizi, gülüşümü, kırmızı rujumuzu kontrol ettiğimiz gibi, arkamızı da kontrol etmek zorundayız. Sürekli bir takip edilme korkusu, son günlerde sosyal medyada birçok genç kadının baş belası bir durum.

 

Son dönemde en çok maruz kalınan taciz biçimlerinden biri sosyal medya.  Hayır kelimesinden anlamayanların mecrası. Hayır demek, ilgilenmiyorum demek yeterli olmalı aslında. Biz kadınların da erkekler kadar sosyal medyada var olduğumuzu bir gün mutlaka kabul edecekler. Bizim erkeklerimiz sosyal medyayı sosyal “avlanma” alanı görmekte. Gecenin bilmem kaçında karşısında ki kadını taciz etmeyi kendinde hak görebiliyor.

Sosyal medyaya yansıyan birkaç tane taciz olayını paylaşmak istiyorum.

 

 

Ben erkeğim istediğimi yaparım…

 

 

Her limanda bir kadınım olsun…

 

 

       

 

Ne yazık ki erkeklerin her şeyi kendine hak gördüğü bir dönemde yaşıyoruz. Ülkemizde kadın olmanın zorluğunu her gün biraz artarak yaşıyoruz. Taciz, şiddet, tecavüz ve cinayetler. Sürekli her konuda kendimizi savunma durumunda kalıyoruz. Kendi bedenlerimiz üzerinde erkeklerin karar vermesini kabul edemiyorum, etmek istemiyorum. İffet, namus neden hep kadınlar üzerinden sorgulanır ki. Erkeğin elinin kiri kadının yüz karası diye bir zihniyete sahip olduğumuz sürece bu topraklarda bize huzur olmayacağı kesin. Sığındıkları hukuksuzluktan güç alarak her gün biraz daha saldırgan olabiliyorlar.

 

 

Aldıkları güçten birisi…

 

 

Çünkü tecavüz edilirken çığlık atmıyor...

İstanbul Sözleşmesi'nin tartışmaya açıldığı, sözleşmeyi destekleyenlere cinsiyetçi saldırıların düzenlendiği temmuz ayında Türkiye'de 36 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Yasalaşsın uygulansın ama sadece kadınlar değil, hayvanlar, çocuklar (kız, erkek) da şiddete maruz kalıyorlar. Öncelikli olarak çocuklarımızı bu şiddet ve tacize karşı korumalıyız.

İstanbul sözleşmesi şöyle der:

Şiddetin önlenmesi, mağdurların korunması ve şiddet uygulayanların adalete teslim edilmesi, bu sözleşmenin temel taşlarını oluşturmaktadır. Ayrıca, toplumun her ferdini, özellikle de erkekleri ve erkek çocuklarını, tutumlarını değiştirmeye davet ederek, bireylerin vicdanlarını ve düşüncelerini değiştirmeyi amaçlamaktadır. Esas itibariyle, erkeklerle kadınlar arasında daha fazla eşitlik sağlamaya yönelik çağrının yeniden yapılmasıdır; Zira kadınlara yönelik şiddetin kökleri, toplumda erkek ve kadın arasındaki eşitsizliğe dayanmakta ve bir hoşgörü ve inkar kültürünün sonucu olarak sürdürülmektedir.

İşte bu nedenledir ki İstanbul Sözleşmesi Yaşatır diyoruz.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI