forum forum forum
Bugun...


Hacer Aydın / Gezgin - Fotoğrafçı

facebook-paylas
Vizör Kızlar Sürekli Yeni Proje Üretiyor...
Tarih: 12-11-2018 00:02:00 Güncelleme: 12-11-2018 00:15:00


Bu hafta arkadaşım olmalarından mutluluk duyduğum çok özel iki kadını yazdım. Hep çalışan/hep çalışkan, hep gülen pozitif, bir o kadar eğlenceli iki harika kadın. Takip etmekten yorulduğum ve artık toptan tebrik ettiğim sevgili arkadaşlarım Ayşegül Çetinkalp ve Aylin Telef,  ben sordum onlar yanıtladı…

 

Evet sevgili Ayşegül ve Aylin ben sizleri Vizör Kızlar olarak tanımıştım. Sanıyorum Vizör kızlardan Aylin ve sen kaldınız. Aylin’le o kadar güzel bir dostluğunuz var ki.  Dostluk arkadaşlık gibi kavramların hızla yok olduğu günümüzde sizin dostluğunuza imrenmemek elde değil. Allah nazarlardan korusun. Ben ikinizin de 10 parmağında 10 hüner olduğunu biliyorum. Bilmeyenler için biraz kendinizi anlatırmısınız? Birazda aranızda ki dostluğu tabii ki. Beraber yürümeye ne zaman başladınız?

Aylin Telef-1969 yılında Çanakkale’de doğdum. İlk, orta ve lise öğrenimini Manisa, Erzurum ve Edirne’de tamamladım. DEÜ Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği’nden mezun oldum. 2011 yılında İzmir A.O.S.B Bölge Müdürlüğü’nün açtığı Temel Fotoğrafçılık ve İleri Fotoğrafçılık kurslarındaki eğitim aldım. 2014 yılında ise A.Ü A.Ö.F de Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Bölümü’ den mezun oldum. Yurtiçi ve yurtdışı birçok sergide fotoğraflarım sergilendi. Bir oğlum var. Fotoğraf, yaşamımda “hatıralık” çekilen fotoğraflardan daha farklı bir anlam kazandı. Bundan sonrasında benim için “fotoğrafın anlamı”, “sözsüz söylem” ve yaşamın içindeki her türlü duyguya tanıklık edebilecek olması. Daha çok belgesel fotoğrafçılık ilgi alanım oldu.

Ayşegül Çetinkalp -1968 İzmir doğumluyum. Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksek Okulunu bitirdim.25 yıllık aktif çalışma hayatı sonrası emekli oldum. Evli ve bir çocuk annesiyim. Fotoğrafla ilgim ameliyat fotoğrafçılığı ile başladı. Belgesel Fotoğrafçılık ile pekişti.1998 den bu yana çeşitli bireysel ve karma sergilerle bu güne kadar geldim.

5 yıl önce bir fotoğraf kulübünde başladı tanışıklığımız. O zamandan beri birlikte projeler yapıyoruz. Hayatın içinden, yaşayan kadrajları seviyoruz.

 

 

Çok güzel farkındalık projelerine imza atıyorsunuz. Maske Hayatlarda Parkinson hastalığına dikkat çekerken bir bakıyorum Gökeyüp sergisiyle çok güzel köy yaşamlarını, paylaşımı, dostluğu, komşuluğu gösteriyorsunuz insanlara. Bize biraz bu projelerinizden bahseder misiniz...

 

Esasında ilk sosyal projemiz, Vizör Kızlar (Funda Ulusoy, Gonca Arslan, Şükran Atlı ve biz-Vizör Kızlar olarak 4 sergi gerçekleştirdik) olarak planladığımız, Kuşadası Erdoğan Öven Engelliler Köyü iş birliği ile gerçekleşen” Ben Çektim” projesiydi. Engelli Çocuklarımızın fotoğraflarını çekmek yerine, onlara fotoğraf çekmeyi öğrettik, mutlulukları görülmeye değerdi... Çekilen fotoğraflarla açılan sergide satıştan elde edilen gelir okula vakfedildi.

Gökeyüp sonraki projemizdi. Köyün bizde bıraktığı hayranlık uzun bir süre gidip fotoğraflama isteği uyandırdı. Salihli Belediyesinin sosyal medyada bizi farketmesiylede sergi serisi başlamış oldu..

Parkinson “Maske Hayatlara” gelince. Sergi ortağımız Sevgili Aydın Karadaban arkadaşımızın, bu hastalığa yakalanan bir dostu için ne yapabiliriz? Sorusuyla gelişti... Farkındalık yaratmak, hastalığa dikkat çekme fikri bu şekilde başlamış oldu. Sergiye İçişleri Bakanlığı sahip çıktı ve şimdi bir seri sergi programıyla yolumuza devam etmekteyiz...

 

Ben sizi tebrik etmekten yoruldum ama siz sergi açmaktan yorulmadınızJ Marş Mira sergisi de bunlardan biri. Bu yüzyılda Avrupa’nın göbeğinde Bosna Hersek’teki savaş ve soykırım sırasında yaşanan acıları fotoğraflarınızla anlattınız. Orada yaşananları unutturmamak adına bu konuda çok emeğiniz geçti. Marş Mira Barış Yolunu, o yolda yaşadıklarınızı anlatabilir misiniz?

 

Marş Miraya gelince, Soykırımı gözler önüne sermek ve unutulmamasını sağlamak için başlatılan ve adı Marş Mira (Barış Yolu) olan bu yürüyüşü televizyonda bir programda görmemiz ve bu yürüyüşe katılmalıyız kararıyla başladı her şey.

 

Srebrenitsa’dan dağ yolunu seçerek kaçmak isteyen Boşnak vatandaşlardan on binlercesinin bu yolda katledilmesi sebebiyle, yeniden doğuşu temsil etmek amacıyla tersten yürünmesi ile başlanmış. Yürüyüş 3 gün 110 km dağ taş tepe aşılarak zor şartlarda bitiriliyor. Askeriyenin sağladığı çadırlarda ya da bireysel çadırlarınızda gecelemeniz gerekiyor. Srebrenitsa anıt mezarında, o yıl toplu mezarlardan çıkartılmış, genetik testleri yapıldıktan sonra kimlikleri saptanmış cesetlerin defin töreniyle bitiyor yürüyüş. Yürüyüş esnasında tanıştığımız dostlar sayesinde ilk sergimizi İstanbul’da büyük bir katılımla açtık. Gazete ve televizyonlarda çok yankı bulan sergimizi daha sonra Bornova Belediyesi sahiplendi. Sergi ve sunumumuz hala birçok yerde sergilenmeye devam ediyor.

Sergilerimiz:

 

  • Marş Mira yürüyüşünü anlatan “Ölüm Yolunda Barış için Yürüyenler”(5 kez sergilendi).
  • Parkinson hastalığına dikkat çekmek için hazırlanan “Maske Hayatlar” (6 kez sergilendi, 4 yerde daha sergilenecek),
  • Gökeyüb’ün çömlekçi kadınlarını anlatan “GÖKEYÜP” (6 kez sergilendi)
  • Gökeyüp düğünlerini anlatan SELBEK (2 kez sergilendi)
  • Engelliler köyünde, engelli çocuklarımıza fotoğraf çekmeyi öğrettiğimiz, onların kadrajlarından olan Sergi “BİZ ÇEKTİK” (2 kez sergilendi ve satışı yapılan fotoğrafların geliri derneğe bağışlandı.)

 

Sanıyorum belgesel fotoğrafçılığı seviyorsunuz. Sabahtan kalkanın her şey olduğu günümüzde fotoğraflarınızla tarihe notlar düşüyorsunuz. Bende belgesel çekmeyi seviyorum. Ama bakıyorum ne fotoğrafçılar beni fotoğrafçı olarak görüyor, ne de gezgin camiası gezgin olarakJ Zaten sanatçı olduğumu hiçbir zaman iddia etmedim, edemem de. Gerçek sanatçılara haksızlık etmiş olurum. Siz bu yolda nelerle karşılaştınız? Hadi bunu biraz anlatın…

 

Biz bu yolda çok da bizi zorlayıcı şeylerle karşılaşmadık aslında. Senin anlattıklarına göre şanslıydık. Hiç sponsor aramadık mesela. Sosyal medyada fotoğraf paylaşımlarımızdan bir şekilde bize ulaştılar. Biz bu isi para kazanmak için yapmıyoruz. Tabii en basta bunu söylemeliyiz. Üstüne muhakkak bizim harcamalarımız oluyor. Ancak fotoğrafların baskısı ve sergilenecek galeriler konusunda hep sponsorlarımız destekçilerimiz oldu. En büyük şansımız, birbirimizi tamamlayacak kadar birbirimizi tanıyor olmamız oldu bizim. Her projeye baslarken ilk defa yapıyormuşuz heyecanı ve coşkusu yaşıyoruz. En önemlisi de güzel şeyler yapmanın ve bunun takdir edilmesinin verdiği büyük haz. Herkesin hayata gelmesinin bir amacı vardır ya biz onu bu şekilde bulduk gibi hissediyoruz.

 

Sizin fotoğraf dışında da birçok becerileriniz var. Örneğin Ayşegül senin karikatür kitaplarının olduğunu okumuştum bir yerlerde. Fotoğraf sanatçısı, karikatür sanatçısı, müzik sanatçısı (TRT Türk Sanat Müziği Amatör Ses Yarışmaları’nda birincilik). Şair yönünü de unutmayalım. Aylin keza aynı çok iyi müzik yaptığını biliyorum. Biraz da bu yanınızı anlatır mısınız?

 

Aylin: Ben yaklaşık 8 sene önce meslek odamın-Makina Mühendisleri Odasının-Ritim grubuyla önce bendir sonra djembe çalarak devam ettim bu zamana kadar. Ve yıl içinde konserlerle performanslarımızı sergiliyoruz. Ama en güzeli de hayatıma güzel dostlar katıldı ritim sayesinde. 30 kişi farklı ritim aletleri çalarken “tek ses” çıkarmayı öğreniyorsunuz.

Ayşegül: Ben hayattan ve hayatın getirdiklerinden zevk almasını bilen biriyim sanırım. Öğrenme ve uygulama konusunda kendimi engelleyemiyorum. Saydıkların hepsi doğru Hacerim. Ama bu merakım olmasa fotoğrafçılığı öğrenemez ve bunun en güzel kazancı olan Aylinimle tanışamazdım...

 

 

Son olarak bundan sonra bir projeniz var mı? Şunu da söylemeden edemeyeceğim. İkinizin de gülüşüne bayılıyorum. Bu kadar pozitif olmayı neye borçlusunuz?

 

Başka projelere gelince evet var yeni projeler tabii ki. Şu anda içinde senin de olduğun güzel bir projenin temellerini attık. İzmir’de yaşayan değişik fotoğraf topluluklarından olan 35 Kadın Fotoğrafçının gözünden 35 Kadın portresi. ”Her Kare Bin Kadın” ismiyle açılacak sergi 8 Mart Kadınlar gününü bekliyor. Ayrıca yeni bir proje için de çevre köy yollarını tutmaya başladık...

Biz beraberken fotoğraf çekmekten çok mutlu oluyoruz. Anlayacağın eğleniyoruz. Sanırız bu rahatlıkla çekilen karelerimizde size pozitif yansıyor.

 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI