Bugun...


Kürşat Şahin Yıldırımer / Uzman Terapist

facebook-paylas
Kazanmak için kaybetmek…
Tarih: 01-09-2021 13:04:00 Güncelleme: 01-09-2021 13:04:00


Küçüklüğümüzden beri, inşa ettiğimiz oyuncak bloklar devrildiğinde veya bisiklet sürmeyi öğrenirken dengemizi kaybettiğimizde, kısacası bir şeyi başarmakta zorlandığımızda tekrar tekrar denememiz söylenir. Azim her zaman için övülmüştür ve sadece doğru motivasyonla kendimize koyduğumuz hedefleri gerçekleştirebileceğimiz söylenmiştir.


“Bu; iş, spor ve aile gibi hayatın birçok alanında doğru olabilir. Fakat aşırı hırslı bir yaşam tarzı bir tuzak olabilir.” 

Jena Üniversitesi’nde psikoloji profesörü Klaus Rothermund.

“Bazı insanlar depresyona bu faydasız çabalar yüzünden giriyor. Ne kadar çabalanırsa çabalansın, amacın elde edilemeyecek biçimde uzak görünmesi kişilerde acizliği deneyimlemelerine ve kontrolü kaybetme hissine yol açıyor.” diye de ekliyor. 

 

Journal of Behavior Therapy and Experimental Psychiatry’de yayınlanan çalışmada, psikoloji öğrencisi Katharina Koppe ve Prof. Rothermund, ulaşılamayacak hedeflerden vazgeçmek konusunda depresyon hastalarının gözle görülür bir biçimde daha başarılı olduğunu ortaya koyuyor.

 

 

Kazanmak için kaybetmek;

 

“Başlangıçta bu bir paradoks gibi gelse de, pes eden kazanıyor.” diyor başyazar Katharina Koppe. Basitçe ele alırsak bu şu anlama geliyor: Kişisel hedefim ve şu anki imkânlarım arasındaki mesafe çok büyük, eski hedefimden vazgeçip daha gerçekçi bir hedef bulmam benim için daha iyi olur.

 

Çalışmalarında, Jena Üniversitesi psikologları depresyon hastalarına ve sağlıklı bireylere basit bir anagram çözme görevi veriyorlar. Anagram, kelimede bulunan harflerin yanlış bir sıra diziliminde olması anlamına geliyor. 

 

Mesela, SIEGOT anagramının EGOİST olarak tekrar düzenlenmesi gerekiyor. Deneyde katılımcıların verilen zaman içerisinde çözebildiği kadar anagram çözmesi gerekiyor. Bu anagramların içerisinde bazılarının çözülemez, yani verilen harflerden anlamlı bir kelime yaratmanın imkânsız olduğunu bilmiyorlar. 

 

Katharina Koppe, “Bu çözülemez anagramlar, zamanı daha iyi kullanmak için en kısa zamanda bırakılması gereken elde edilemeyecek hedefleri temsil ediyor.” diye açıklıyor. Deneyin sonucunda depresyon hastalarının çözülemez anagramlarda kontrol grubuna göre toplam olarak daha az zaman harcadığını ve çözülebilen anagramlarda harcanan zamanın iki grup arasında fark göstermediği ortaya çıkıyor.

 

Bir kişisel gelişim fırsatı olarak kriz;

 

Bu test, günlük yaşantımızda karşılaştığımız diğer zorlu işlere denk olmayan, oldukça basit bir görev olsa da, psikologlar depresyona olan bakış açımızı değiştirmek için önemli belirtiler görüyorlar. “Depresyonu terapi yoluyla ortadan kaldırılması gereken sadece bir psikolojik yük gibi basit bir bakış açısıyla ele almaya son verirsek, hastanın yaşadığı krizi kişisel gelişim adına bir fırsat olarak kullanabiliriz.” diyor Katherina Koppe.(1)

 

Yine de, bu konuyla ilgili daha çok fazla araştırma yapılması gerekiyor.

 

REFLEKSOLOJİ İLE STRES VE KAYGIYI AZALTMAK 

 

Ayaklarda ve ellerde bedenin tüm bölgelerine ve sistemlerine bağlı olarak anatomik refleks noktaları mevcuttur. Ayak ve el tabanında, üstünde, sağında ve sol bölgelerinde her organa ait sinir uç noktalarına manüel terapi uygulayarak beyine elektro sinyalleri (görev uyarıları) ileterek vücuttaki sinirlere ve belli sistemlere emir gönderip; vücudun kendi kendini tedavi etme mekanizmasını harekete geçirilir. 

 

Nitekim serotonin ve nöroadrenalin etkinliğini arttırmak için Refleksoloji uygulamasında anatomik olarak belirttiğimiz sinir uç noktalarını fizyolojik olarak işleve geçirdikten sonra; nörofizyolojik kurama göre ayaklardan çıkan uyarının aksonlar yoluyla beyine ulaşarak nöronlar arasında sinaps bağlantısını sağlayarak mesajın beyine ulaşmasıyla beyindeki nöronun öğrenme işlevi de başlamış olur. 

 

Refleksoloji ile yapılan bası ve cilt teması sonucunda enkefalinler ve endorfin salgılanmaktadır. Böylece, beyine giden ağrı mesajının sinirsel iletimi durdurulmakta, kaygı ve ağrı düzeyi azalmakta, geliştirilmiş lenfatik sinir ve kan akımı sonucunda vücuttan toksinlerin atılımı artmaktadır. 

 

KAYNAKÇA:

(1)Koppe K and Rothermund K (2017) Let it go: Depression facilitates disengagement from unattainable goals. Journal of Behavior Therapy and Experimental Psychiatry, 54, 278-284. DOI: 10.1016/j.btep.2016.10.003





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI