Bugun...


Nurten Öğüt / Gazeteci

facebook-paylas
Vatan Toprağı Kaderine Terk Edilmemeli...
Tarih: 28-08-2018 16:05:00 Güncelleme: 28-08-2018 16:25:00


Türkiye’nin erozyonla mücadele, topraklarımızı ve doğal varlıklarımızı korumak deyince ilk akla gelen isimlerinden biri olan TEMA Vakfı İzmir İl Temsilcisi Sezgin TOSKA ile konuştum..

 

Toska, Vatan Toprağı Kutsaldır Kaderine Terk Edilemez” diyen Atatürk’ü saygıyla anarak doğa korumacılığında önderliğini Orman Çiftliği, Yürüyen Köşk ve Yalova’daki Arboretum çalışmalarıyla gösterdiğini bir kez daha hatırlamamız lazım" diyor..."

 

 

Bize kendinizi tanıtır mısınız?


“İzmir doğumluyum. Lisans ve lisansüstü eğitimlerimi Atatürk Üniversitesi’nde tamamladıktan sonra tekrar İzmir’e döndüm. Şu anda İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktayım. Mesleki alanım ve ilgi alanımın kesişmesi zamanımı geçirdiğim çoğu anda doğa (çevre) ve edebiyat ile iç içe olmamı sağlıyor. Bunun dışında spor yapmayı ve sporu takip etmeyi seviyorum.”

 

Tema Vakfı ne zaman kurulmuştur. Hedefleri nelerdir?

TEMA Vakfı’nın kuruluşu ve amacını belirtmek için “TEMA Vakfı” internet sitesinin incelenmesin de fayda görüyorum. İstediğiniz bilgileri en iyi şekilde birinci kaynaktan özetlemekte yarar var: “İki toprak sevdalısı, Toprak Dede Hayrettin Karaca ve Yaprak Dede A. Nihat Gökyiğit, 1992 yılında TEMA Vakfı'nı birlikte kurmuştur.

TEMA Vakfı'nın kuruluş döneminde, doğa koruma konusu ülke gündeminde bugünkü kadar öne çıkmamıştı. Kamuoyu doğadaki bozulmaların farkına yeni yeni varmaya başlamıştı. Sosyal sorumluluk kavramı henüz gelişmemişti, iş adamları hayırseverlik adı altında çalışmalar yürütüyordu.

1992 Haziran'ında Brezilya'nın Rio de Janerio kentinde yapılan dünyanın ilk ‘Yeryüzü Zirvesi’ devletlerin insanın ekosistemler üzerinde yarattığı tahribatı kabul etmesi ve buna karşı verilen mücadeleleri küreselleştirerek ön plana çıkarması açısından önemli bir dönüm noktası oldu. Zirve, aynı zamanda sivil toplumun güçlü bir aktör olarak sahneye çıkmasında önemli rol oynadı. TEMA Vakfı, Rio Zirvesi'nden sadece birkaç ay sonra, 11 Eylül 1992 tarihinde kuruldu.”
TEMA Vakfı’nın hedefleri ise şu şekilde ifade edilmektedir: “Öncelikle ulusumuza, onun temsilcilerine, siyasal partilere ve hükümetlere, resmi ve özel kuruluşlara, eğitim kurumlarına, basın yayın organlarına, toprak erozyonunun nedenlerini, vahim sonuçlarını ve ülkemizin çöl olma tehlikesini anlatmaktır. TEMA bu hedef doğrultusunda, siyasi güçleri, doğal varlıkların yok edilmesi ve erozyon sorununa çare bulmadan iktidar olamayacaklarına inandırma çabasındadır. Bu nedenle başta erozyon sorunu olmak üzere çevre sorunlarına karşı duyarlı, bilinçli ve etkin bir kamuoyu oluşturmaya çalışılmaktadır.”

 

Neden Tema Vakfı’nı tercih ettiniz?

Küçük yaşlardan itibaren edindiğim doğa sevgisine çok yakın gelecekte özlem duyabileceğimi hissetmek beni derinden endişelendirmişti. Bu arada boynuna asılı bir fotoğraf makinesi ile dolaşan Hayrettin Karaca’nın dikkat çektiği gerçekleri işitmem içimde hep var olduğunu düşündüğüm bir mücadeleyi ortaya koymanın zamanının geldiğini anlamama yardımcı oldu. Uzaktan ilgiyle takip ettiğim TEMA Vakfı çalışmalarına üniversite öğrencisiyken üye olabilme fırsatına sahip oldum.

TEMA Vakfı’nın ilkeli duruşu, bilimsel alt yapısı ve o zaman önderliğini yapan liderleri ile çalışma ekibi ve gösterdikleri duruş kararımda önemli rol oynadı. Ayrıca TEMA Vakfı’nın verdiği mücadele ile gerçekleştirmek istedikleri içinde kendime yer bulabileceğimi hissettim. Dahası bu çabalarında samimi olmaları, söylem ve eylem birliği arasındaki tutarlılık, başka bir ajandalarının olmaması TEMA Vakfı’nı tercih etmemek gibi bir seçenekle karşı karşıya kalmanıza zaten izin vermiyordu. Doğal varlıklar ile aramda kurduğum bağ beni sanki farkında olmadan, kimi zamanda farkında olarak bu yolda yürümem konusunda her zaman beni güdülemiştir.

 

Toprak deyince aklınıza gelen üç kelime nedir?

Varlık, yaşam ve anlam.

 

Toprağa ilk ne zaman ve nasıl ilgi duydunuz?

Çok erken yaşta diyebilirim. Ben kendimi bu konuda ayrıcalıklı hissediyorum. Çünkü doğduğum ve büyüdüğüm evimizin biri ön biri arka olmak üzere iki küçük bahçesi vardı. Babamın sabah erken ve gece’nin geç saatlerinde bahçeyi sulaması sırasında yanında olabilmem, toprakla kurduğum o derin bağın giderek artan bir biçimde kuvvetlenmesini sağladı. Kimi zaman ona yardım etme fırsatını bulmamda bu duygusal bağı daha da güçlendirdi.

Toprağa ayrılan emek ile zamana ve gösterilen saygıya yakından şahit olmam ilgimi kalıcı hale getirdi. Yaz tatillerinde gittiğim teyzemin köyünde deneyimlediğim çiftçilik faaliyetlerinde de benzer duygulara şahit olmam ve o son derece özgür ortamda gerçekleşen doğal disiplini görmem de toprak ve beraberindeki doğal varlıklar ile ilgilenmemin pekişmesini sağladı.

 

Tema Vakfı olarak iklim değişikliği konusunda projeleriniz nelerdir?

İklim değişikliği konusunda öne çıkan projeler uyum ve azaltma çalışmaları başlıkları altında toplanabilir. Bunun yanı sıra sürdürülen farkındalık çalışmaları tabandan gelen bir kamuoyu baskısıyla bazı değişikliklerin gerçekleşebilmesini öngörmektedir. Fakat asıl gereken iklim değişikliği başta olmak üzere gezegene verdiğimiz zararın esas nedenlerine inerek onları ortadan kaldırabilecek çalışmaları yerel ölçekte olduğu kadar küresel ölçekte de gerçekleştirmek olmalıdır. Gezegene verilen zararın küreselleştiği, herhangi bir çevre suçunun ekolojik ilkeler doğrultusunda işlendiği alanla sınırlı kalmayıp gezegendeki diğer herhangi bir yeri etkileyebilme potansiyeli, bu suçlarla mücadele girişimlerinin de yerel uğraşlarla sınırlı kalmayıp küresel olmasını gerektirebilmektedir. Amaç yerel sorunlarla mücadele olsa da hedef ve uzgörü resmin büyüğünü görüp o resmi yeniden çizebilme olmalıdır.

 

Türkiyede erozyon sorununda ne gibi ilerlemeler kaydedildi?

TEMA Vakfı’nın çabaları sayesinde erozyon Türkiye’nin gündemine girdi. Bu farkındalık çalışmaları kapsamında; İlk “Erozyonla Mücadele Haftası” 22-28 Kasım 1993 tarihinde İstanbul'da düzenlendi. Daha sonra İlk “Toprağa Saygı Yürüyüşü” gerçekleşti.


1994 yılında TEMA ile birlikte anılacak ve insanların kalbine kazınıp aklına hitap eden slogan ortaya çıkarıldı: Türkiye Çöl Olmasın! TEMA Vakfı farkındalık çalışmalarının yanı sıra somut eylemsel projeleri hayata geçirerek bu işin lafta kalmayacağını kararlılıkla ortaya koyarak nasıl gerçekleştirileceğini göstermeyi de başardı. Bu kapsamda ilk ağaçlandırma çalışmalarının ardından TEMA Vakfı ile Orman Bakanlığı Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Genel Müdürlüğü işbirliğiyle İzmir Bergama Kozak Yaylası Çamavlu Köyü Mera Islah Projesi başarıyla kotarıldı.

Bunun yanı sıra TEMA Vakfı diğer erozyonu önleme amaçlı sürdürülebilir kırsal kalkınma projeleri ile toprak kaybının önlenmesi adına son derece başarılı etkinliklerde bulunmuştur. Bu projelerin amacı TEMA Vakfı sayesinde ülke gündemine giren erozyon sorunun yine ülke gündeminden çıkmasına yardımcı olmaktır. Bunun yolu da bu tür projelerin ülke genelinde yaygınlaşarak uygulanmasıdır. Dahası TEMA Vakfı hukuksal alandaki mücadelesi ile toprakları korumanın en büyük adımlarında birini gerçekleştirir. Bu bağlamda TEMA Vakfı'nın çalışmaları ile 38 yılda çıkartılamayan dört kez kadük olan “Mera Yasası” 25 Şubat 1998'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde tüm siyasi parti milletvekillerinin “oybirliği” ile kabul edildi.

Fakat günümüzde ortaya çıkan yeni gelişmelere bağlı olarak toprak kayıpları için daha farklı tehditler ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle sağlanan ciddi girişimlere rağmen hâlâ ciddi toprak kayıpları yaşanmaktadır. O yüzden erozyonla ve toprak kaybıyla mücadele konusunda yapılacak daha çok fazla görevimizin olduğu bir gerçektir.

 

Son olarak okuyuculara neler söylemek istersiniz?

Doğa korumacılığın (günümüzde çağrıştırdığı yan anlamlar yüzünden benim pek sıcak bakamadığım ve benimseyemediğim çevreciliğin) artık bir gönüllükten ziyade zorunluluk olduğunu düşünmekteyim. İnsan merkezliliği yüzünden doğal varlıklara zarar veren insanın kendisine de zarar verdiğini görmesi bu konuda çalışmak zorunda kaldığını anlamasına umarım yardımcı olur.

Benim anlamakta zorlandığım noktalardan birisi de aslında budur. Bencil olan insan sadece bencil olduğu için bile kendisine zarar vermemek için doğayı ve doğal varlıkları korumak onlara zarar vermemek zorundadır. Ancak bunun tersini gerçekleştirmesi belli başlı bazı olguların sorgulanmasını gündeme getirmektedir. Birara insanların çevresel sorunların farkında olurlarsa bu konuda bir şeyleri değiştirebilecekleri öngörülüyordu. Fakat çevre sorunları konusunda kendisine ulaşılan insanlar ya da bu farkındalık çalışmalarını bizzat yapanların bile doğa yararına eylemlerde yeterince bulunamamaları, yaşam tarzlarını doğadan yana değiştirememeleri oldukça dikkat çekicidir. Bu nedenle sorunun kaynağı ile mücadele yöntemlerinin gözden geçirilmesi gerekebilir. Çevresel adalet çalışmaları da işte bu noktada son derece önemlidir. Çevreden fayda sağlayanlar ile ortaya çıkan çevre yükünü üstlenenlerin kimler olduğu diğer bir ifadeyle çevre sorunlarının ortaya çıkmasında en az katkısı olanların bu sorunlardan en fazla etkilenenler olup olmadıkları araştırılmalıdır.

Çevreciliğin de artık bir kazanç kapısına dönüştürülmesi insanların çevreciliğe gösterdiği ilgi ve sevginin sömürülmesine olanak tanımaktadır. Bu konuda samimi çalışmalara destek vermemiz ve dikkatli olmamız gerekmektedir. Doğayı sevmeli ve insanların küçük yaştan itibaren doğayı sevmelerine olanak vermeliyiz.

Toprak Dedemizin bu yıl güncellediği ünlü ifadesi ile özetlemek gerekirse sevgi, bilgi, ilgi ve tepki ortamı doğayı koruma adına toplumsal ve dünya barışının Anadolu’dan geleceği noktasında umudumuzu diri tutmaktadır.

TEMA Vakfı’nın gerçekleştirdiği doğa eğitimlerinin okul öncesi’nden başlayarak ileri kademelerde de devam etmesi ekilen tohumların ileride umudumuz olacağının en önemli göstergesidir.

Son sözüm: “Vatan Toprağı Kutsaldır Kaderine Terk Edilemez” diyen Atatürk’ü saygıyla anmak ve doğa korumacılığında önderliğini Orman Çiftliği, Yürüyen Köşk ve Yalova’daki Arboretum çalışmalarıyla gösterdiğini bir kez daha hatırlamaktır.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI