|
Tweet |
Toplantıda konuşan Ege İhracatçılar Birliği Başkanı Jak Eskinazi, “Son bir yıldır dile getirdiğimiz sorunların ne yazık ki halen güncelliğini koruduğu bir dönemin içindeyiz” dedi.
Eskinazi, ayrıca Bugün Türkiye'de her üç markadan ikisinin kira uyuşmazlığı nedeniyle mağaza sahipleriyle mahkemelik olması, derinleşen yapısal maliyet krizini gözler önüne seriyor. Bu tablo ihracatçının hareket alanını daraltırken, dış pazarlarda rekabetçiliğini de doğrudan etkiliyor. Ne yazık ki Türkiye, global alıcıların gözünde “yüksek maliyetli üretim ülkesi” konumundadır. Geçtiğimiz haftalarda dünyaca ünlü bir İspanyol alıcı “mal adedini düşürmeden üretimi Mısır’a kaydırmanız kaydıyla iş birliğine devam ederiz” dedi.
Bu yaklaşım, Türkiye'nin artık tercih edilmediğinin somut göstergesidir
Başkan Eskinazi sözlerini şöyle sürdürdü; Türkiye’de üretim yapan firmaların yüksek enerji fiyatları, kur istikrarsızlığı ve işçilik maliyetleri karşısında nefes alma alanı daralmaktadır. Bazı firmalar konkordato ilan ederken, bazıları ise üretimlerini ve sermayelerini yurt dışına taşıyarak kurtuluş arıyor. İhracat yapmak adeta cezalandırılır hale gelmiştir. İhracatçının kâr marjı, finansmana erişim sıkıntısı ve kur baskısı altında erirken, “kazandıkça kaybettirilen” bir denklemle karşı karşıyayız. Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 2 büyüdü. Ancak ihracatın bu büyümeye katkısı negatife dönmüştür. İki çeyrektir ihracat büyümeye pozitif katkı sunamıyor. Bu tablo, sadece bir ekonomik istatistik değil; Türkiye’nin dış ticaretteki rekabet gücünün alarm verdiği bir durumdur.
Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş, ihracat rakamlarındaki düşüşe ve istihdam kayıplarına dikkat çekti.
Sertbaş sözlerini şöyle sürdürdü;
Türkiye’nin en yüksek katma değerli ihracat yapan, potansiyelli sektörlerinden hazırgiyim, 2025 yılının ilk yarısını zorluklarla geride bırakıyor.2024’ten miras kalan yapısal sorunlar bu yıl da etkisini sürdürdü. İçeride yüksek maliyetler ve enflasyonla paralel gitmeyen döviz kuru, dışarıda ise Avrupa pazarındaki durgunluk, bölgesel savaşların ihracat üzerindeki baskısı ve genel belirsizlik ortamı… Ne yazık ki, bu şartlar altında 2025’in ilk yarısına çok umutlu başlayamamıştık. Yanılmayı isterdim, fakat veriler de mevcut tabloyu teyit eder nitelikte. Bu olumsuz gelişmelerin üzerine, yakın coğrafyamızda patlak veren İran-İsrail gerilimi eklendi. Her an bozulabilecek kırılgan bir ateşkes ortamı var ve bölgeyi kaygıyla takip ediyoruz.
Zorlukların farkındayız ancak sektörümüzün dinamizmi ve adaptasyon gücüyle, özellikle 2026 yılında güçlü bir sıçrama yapacağımıza inanıyoruz. Bu sektör daha önce de krizleri aşmayı başardı. Bugün de aynı dayanıklılığa sahibiz. Yeter ki üreticimize nefes aldıracak doğru adımlar atılsın, destek mekanizmaları çalıştırılsın. Biz Birlik olarak üzerimize düşeni yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz.
Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Haluk Tezcan ise şu ifadelere yer verdi;
“Bu döneme baktığımızda, Birliğimiz açısından oldukça hareketli ve yoğun bir süreci geride bıraktığımızı söyleyebilirim. Sektörümüzü ve ülkemizi ileri taşımak adına, tüm paydaşlarımızla birlikte büyük bir özveriyle çalıştık. Yılın kalan kısmında da aynı kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. 2024 yılı hem dünyada hem ülkemizde zorluklarla geçti. 2025’te de bu zorluklar sürüyor. Ancak yaşanan tüm gelişmeler, üretim ve ihracatın ne kadar hayati olduğunu bizlere bir kez daha gösterdi. Ülkemiz gıda ihracatında lider konumda olan sektörümüz adına büyük bir sorumluluk taşıyoruz. Bu bilinçle, karşılaştığımız sorunları gerek yurt içinde gerekse yurt dışında tüm platformlarda dile getirdik; çözüm önerilerimizi sunduk. Sektörümüzü ve ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek için tüm gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. 2025 yılının kalan kısmı için ülkemiz, sektörümüz ve ihracatımız adına huzurlu, bereketli ve güzel bir yıl olmasını diliyorum” dedi.
Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Işık konuşmasında şunları söyledi;
Kuru meyve ve mamulleri sektörümüz, 2025 yılının ilk yarısında genel anlamda istikrarlı bir büyüme performansı sergilemiş, ihracat gelirlerimiz %3 artışla 852 milyon dolara ulaşmıştır. Tonajda kısmi bir düşüş yaşanmış olsa da, artan birim fiyatlar bu kaybı önemli ölçüde telafi etmiştir. Özellikle çekirdeksiz kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısıda global ölçekteki liderliğimizi sürdürmenin gururunu yaşıyoruz. Kuru meyve sektöründe iklim değişikliği sonrasında daha da zorlaşan koşullarda üretime devam eden üreticilerimize, ürünlerimize değer katan tüccarlarımıza ve ihracatçılarımıza teşekkür ediyoruz. Bu yıl Mart ve Nisan aylarında yaşanan don, yağmur ve dolu yağışlarında 36 ilimizde üreticilerimiz büyük zararlara uğradılar. Öncelikle kayısı ve üzüm üreticilerimiz olmak üzere tüm çiftçilerimize destek büyük önem arz etmektedir. Bu amaçla TBMM çatısı altında kurulan Meclis Araştırma Komisyonu’nun üretim bölgelerinde yaptığı çalışmaları takdirle izliyoruz. Devletimizin üreticilerimizin ve ürün azlığı nedeniyle tam kapasite çalışamayacak işletmelerimizin yaralarını sarmasını bekliyoruz.
Yılın ikinci yarısına yönelik beklentilerimize değinmek gerekirse; rekolte tahminleri, iklim koşulları ve küresel ekonomik gelişmeler belirleyici olacak. Avrupa başta olmak üzere geleneksel pazarlarımızda temkinli tüketici eğilimleri gözlemlense de, sağlıklı ve sürdürülebilir gıdaya olan ilginin artması, Türk kuru meyve sektörü için büyük fırsatlar barındırmaktadır. Hindistan, Japonya ve ABD gibi pazarlarda yürüttüğümüz tanıtım faaliyetlerinin de etkisiyle ihracatımızın daha dengeli bir dağılım göstermesini bekliyoruz. Bu süreçte katma değerli ürünlere yöneliyor, markalaşmaya yatırım yapıyor ve dijital pazarlama kanallarını etkin biçimde kullanıyoruz. Ürünlerimizi sadece bir tarım ürünü değil, aynı zamanda çevresel sorumluluk ve sürdürülebilirlik bilincinin bir temsilcisi olarak konumlandırmaya özen gösteriyoruz.
Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu “Ege Maden İhracatçıları Birliği’nin ilk 6 aylık performansında ihracatımız yüzde 10’luk artışla 623 milyon dolardan 685 milyon dolara yükseldi” dedi.
Alimoğlu sözlerini şöyle sürdürdü; Metalik cevherler ihracatında %20, mineral maddeler ihracatında ise %2 oranında artış yaşadık. Doğaltaş ihracatımız ise, yüzde 11’lik artışla 328 milyon dolardan 364 milyon dolara çıktı. Ham ve blok halinde doğaltaş ihracatımız %6 artarken, işlenmiş doğaltaş ihracatımız ise %12 arttı. Doğaltaş ihracatımızda birim fiyatımız da %5 artış gösterdi. Türkiye, sahip olduğu zengin rezervleri ve yüksek üretim kalitesiyle maden sektöründe güçlü bir aktör olmaya devam ediyor. Ancak, ihracat rakamlarımızdaki artışa rağmen, sektörümüzü ciddi anlamda etkileyen ekonomik zorluklar da mevcut. Kur ile enflasyon arasındaki makas hızla açıldı, enerji ve işçilik maliyetleri yükselişte. Döviz kurlarını baskılayan gelişmeler, rekabet gücümüzü olumsuz biçimde etkiliyor. Özellikle fiyat rekabetinde agresif davranan ülkeler yanında, bazı pazarlarda zorlandığımızı da bilmenizi istiyorum. Buna rağmen, Türk doğal taşının kalite ve çeşitlilik açısından dünya çapında büyük ilgi gördüğünü belirtmek isterim. İşbirliği ve yeniliklerle, önümüzdeki ikinci yarı için umutlarımızı koruyoruz. Avrupa’da inşaat sektörünün toparlanması, ABD’de devam eden talep ve Orta Asya’daki projelerin canlanması, ihracatımıza pozitif yansıyabilir. Tabii ki, bu beklentilerin gerçekleşmesi, küresel ekonomik ortam ve ülkemizdeki mali istikrara bağlı. Türk maden sektörü, tüm zorluklara rağmen, ülkemizin ihracat ve ekonomi açısından önemli bir direği olmaya devam ediyor. Bizler, üretmeye, katma değer yaratmaya ve dünyaya Türk doğal taşını tanıtmaya kararlıyız.
Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit şu açıklamalarda bulundu;
“Sektörümüz birçok zorlukla karşı karşıya. Lojistik sorunlar, hayvan hastalıkları, maliyet baskıları, teknik engeller ve ticaret kısıtlamaları. Tüm bu zorluklar, ihracatçımızı doğrudan etkiliyor. Veteriner sağlık sertifikası olmayan ülkelere ihracatın önü açılsın diye diplomatik ve teknik girişimlerimizi sürdürdük. Kuş gribi nedeniyle yaşanan kısıtlamalara karşı, bölgeselleşme taleplerimizi ilettik. Yatırım teşvikleri ve tesis modernizasyonu için teşvikler talep ettik. Ancak fon kesintisi, ihracatın durma noktasına gelmesine neden oldu. Türk markaları, süpermarket raflarında yerlerini rakip ülkelere kaptırdı. Tavuk eti ihracatına getirilen kısıtlamalar, 37 ülkedeki pazarlarımızın Brezilya gibi ülkelere kaymasına yol açtı. Bu kısıtlamalar, maalesef yıllardır inşa ettiğimiz güven algısını zedeliyor” diye konuştu.
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun şu açıklamalarda bulundu;
Bildiğiniz üzere, dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de sofralık zeytin (1 Ekim–30 Eylül) ve zeytinyağı (1 Kasım–31 Ekim) ürünlerinin üretim ve dış ticaret verileri sezonluk olarak izlenmektedir. 2024/2025 sezonuna Haziran ayı sonu itibarıyla baktığımızda; siyah zeytin ihracatımız geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20 artarak 149 milyon dolar, yeşil zeytin ihracatımız yüzde 36 artarak 47 milyon dolar, zeytinyağı ihracatımız ise yüzde 45 oranında azalarak 196 milyon dolar; toplamda sektör ihracatımız 155 ülkeye toplam 266 milyon dolar olarak gerçekleştirilmiştir. Bu rakamlarda dikkat çekici olan İspanya ve İtalya gibi üretici ülkelere yönelik gerçekleştirilen zeytinyağı ihracatımızda geçen yılın aynı dönemine göre miktar bazında %65 oranında bir düşüş yaşanırken, tüketici ülkelere yapılan ihracat %11 artış gösterdi. Bu tablo, Türk zeytinyağının katma değeri yüksek pazarlarda ilginin arttığını ve markalı ihracat potansiyelinin giderek arttığını göstermektedir.
Başta Uzak Ülkeler olmak üzere hedef pazarlarda Türk zeytin ve zeytinyağına olan ilginin artmasını öngörüyoruz. Rekabeti yalnızca fiyat üzerinden değil; kalite, sürdürülebilirlik ve marka değeri üzerinden şekillendirmekte kararlıyız. Bu doğrultuda, ambalajlı ve katma değerli ürün ihracatını artırmak için önemli adımlar atıyoruz. Markalı ürünlerle doğrudan nihai tüketiciye ulaşmayı hedefliyor, ürünlerimizin değer zincirini güçlendiriyoruz. Zeytin ve zeytinyağı sektörümüz, ithalata ihtiyaç duymadan ihracat yapan, net döviz girdisi sağlayan milli ve yerli bir sektördür. Bu sorumlulukla yeni pazarlara açılmaya ve mevcut pazarlardaki payımızı büyütmeye devam ediyoruz.
Sektörümüzün geleceği açısından belirleyici konuların başında ambalajlı ve yüksek katma değerli ihracatın artırılması gelmektedir. Bu kapsamda, geçmişte uygulanan ve şu an yürürlükte olmayan ihracat desteklerinin tekrar devreye alınmasını, firmalarımızın rekabet gücü açısından hayati önemde görüyoruz.
Ayrıca, Avrupa Birliği'nin Türkiye'den yapılan zeytinyağı ithalatında uyguladığı yüksek gümrük vergileri, rekabet gücümüzü zayıflatmaktadır. Fas ve Tunus gibi ülkelere sıfır gümrükle tanınan bu avantajın Türkiye’ye de sağlanması gerekmektedir. Bu nedenle, güncellenmesi gündemde olan Gümrük Birliği Anlaşması'nda zeytinyağımızın öncelikli konular arasında yer almasını bekliyoruz. En az 60.000 tonluk gümrüksüz bir kota tahsisi talep ediyoruz.
Benzer şekilde, Birleşik Krallık ile yürütülen Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerinde de zeytin ve zeytinyağımızın stratejik ürün olarak değerlendirilmesi, bu önemli pazarda yerimizi güçlendirecektir.
beylikdüzü escort ,istanbul escort ,beylikdüzü escort ,ataköy escort ,esenyurt escort ,avcılar escort ,bakırköy escort ,esenyurt escort ,esenyurt escort ,avcılar escort ,beylikdüzü escort